d62d0e4b-36fe-4109-825a-79fc9dc4fb2d

Alman Meclisi “Sözde” Ermeni Soykırımı Kararı (Tam Metni)

“Alman Federal Meclisinin Kararı Yargı Yetkisi Gaspıdır”

Sözde Ermeni Soykırımı olarak tarihe geçirilmek istenen olay ; Osmanlı İmparatorluğu ile Alman İmparatorluğu’nun müttefik oldukları 1.Dünya Savaşı sürecinde Osmanlı Devleti yurttaşı bazı Ermenilerin, İhtilalci Komiteler oluşturarak, Çarlık Rusya’sının da desteği ile askeri ve sivil halka karşı artan saldırıları ve yaptıkları katliamlar nedeniyle hükümet tarafından zorunlu göçe tabi tutulmalarından ibarettir.Bu da soykırım değil, savaş halidir ve meşru müdafaadır.

Osmanlı Devleti’nin hâkimiyeti altındaki topraklarda yaşayan tüm Ermeniler değil sadece saldırıların ve katliamların ağırlıklı olarak yaşandığı Doğu ve Güneydoğu illerinde yaşayan ve Ruslar’ın da destekleri ve hatta bizzat katılmalarıyla oluşturulan saldırı birlikleri’ vasıtasıyla katliam yapan Ermeni çetecilerin katliam yaptıkları­ bölgelerdeki Ermeniler hem devletin hem kendilerinin güvenliklerinin sağlanması kaygısıyla zorunlu göçe tabi tutulmuşlardır. Yani amaç, Ermenilerin yok edilmeleri asla değildir; Osmanlı Devleti’nin kendini savunma ihtiyacıdır; vatan savunmasıdır. Sorumluluğu, Ermenilerle birlikte büyük ölçüde, Ermeni çetelerini silahlandırarak 1914 yılında Osmanlı Devleti’ne karşı kışkırtan, saldırtan Ruslar, Fransızlar ve İngilizlerdir. İstanbul, İzmir, Bursa gibi ülkenin batı bölgeleri tehcir kararından etkilenmemiştir. Bu durum genel bir tehcirin söz konusu olmadığının ve Ermenilerin yok edilmesi gibi planların bulunmadığının önemli bir göstergesidir.

Türk arşivlerinde bulunan tüm belgeler aleniyken ; Ermenistan ise, arşivlerini ısrarla kapalı tutmaya devam etmektedir.

“Soykırım kelimesi; 9 Aralık 1948 tarihli Birleşmiş Milletler Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi’ne göre, “ulusal, etnik, ırksal veya dinsel bir grubu, kısmen veya tamamen ortadan kaldırmak amacıyla” meydana gelen suçları tanımlamaktadır. 1915 olayları için; yani ‘Osmanlı’da Ermenilerin Doğu ve İç Anadolu’dan Suriye’ye tehcir edilmesi’ olayı için bu sözleşme hükümlerinin uygulanması, hukuken mümkün değildir; nitekim 100 yıldır araştırılmasına ve tartışılmasına rağmen, yasal dayanaktan yoksun olduğu için bu güne kadar ‘sözde’ Ermeni soykırımı, hiçbir mahkeme tarafından tespit edilememiştir.

 Bu noktada; İsviçre Konfederasyonu aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde açılan ve AİHM’in 2. Dairesi tarafından 17 Aralık 2013 tarihinde açıklanan Perinçek/İsviçre davası kararı ile yine AİHM Büyük Daire’nin aynı konuda aldığı ve 15 Ekim 2015 tarihinde açıkladığı 27510/08 sayılı (Perinçek/İsviçre davası) kararına göre; soykırım suçunun varlığına, ancak eylemin yapıldığı ülkenin yetkili ceza mahkemesi veya yetkili Uluslararası Ceza Mahkemesi (Lahey Adalet Divanı) karar verebilir. Gene anılan kararlara göre; 1915 olaylarına ilişkin olarak yetkili olan Türk mahkemeleri ve Lahey Adalet Divanı’dır ve münhasıran yetkili olan bu mahkemeler tarafından alınmış hiçbir karar yoktur; böyle bir kararın alınması da mümkün değildir; zira anılan BM Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi, sadece yürürlüğe girdiği tarihten sonraki olaylar için geçerlidir; o tarihten önceki olaylara uygulanamaz. Ayrıca  AİHM 2. Dairesi ve AİHM Büyük Dairesi’nin Perinçek-İsviçre Davasında verdiği kararla ‘yetkili ceza mahkemeleri dışındaki yargı kurumlarının, parlamentoların, hükümetlerin, akademik kuruluşların 1915 olayları konusunda “soykırım” kararı veremeyeceklerine hükmedilmiştir.(TBB/Alman Barolar Birliği Başkanlığı yazışma metni içeriği)

Özetle; Alman Federal Meclisi yargı yetkisini gasp ederek  dayanak AİHM kararlarına aykırı şekilde , hukuki dayanaktan yoksun yalnızca siyasi bir girişim olarak adlandırılabilecek bir kararla  aşağıda tam metni bulunan tasarıyı onaylamıştır.

Kararın gerekçe kısmında da belirtildiği üzere ; “Osmanlı İmparatorluğu’nda görev yapmış Alman büyükelçi ve konsolosların raporlarının dayanak yapılarak” bu kararın alınması ise başlı başına kararın tek taraflı , dayanaktan yoksun bir girişim olduğunun göstergesidir.

                                                        -ONAYLANAN TASARI METNİ-

CDU/CSU, SPD ve Birlik 90/Yeşiller’in Alman Meclis’ine sunduğu tasarı önergesi

1915-1916 döneminde Ermenilere ve diğer Hıristiyan azınlıklara dönük soykırımı hatırlama ve anma

  1. Almanya Federal Meclisi şu noktaları saptar:

Almanya Federal Meclisi, yüzyıl önce Osmanlı İmparatorluğu’nda başlayan, Ermenilere ve diğer Hıristiyan azınlıklara yönelik tehcir ve katliamların kurbanlarının anısı önünde saygıyla eğilir. Parlamento, o dönemin Jöntürk  yönetimi tarafından yapılan ve Osmanlı İmparatorluğu  içerisindeki Ermenilerin neredeyse tamamen yok edilmesine sebebiyet veren eylemlerinin yasını tutar. Aynı dönemde keza başka Hıristiyan toplulukların mensupları, özellikle de Süryani ve Keldaniler de tehcir ve katliamlara maruz kalmıştı.

O dönemin Jöntürk rejiminin emriyle 24 Nisan 1915’te  İstanbul’da bir milyonu aşkın etnik Ermeni’nin planlı tehcir ve yok ediliş süreci başladı. Bu insanların kaderi kitlesel imha, etnik temizlik, tehcir ve evet soykırımlar tarihi açısından örnek teşkil eder ve 20. yüzyıl da dehşet verici bir şekilde bütün bunlardan müteşekkildir. Bunun yanı sıra Almanya’nın suçlu ve sorumlu olduğu Holokost’un biricikliğinin de bilincindeyiz.

Federal Meclis, Osmanlı İmparatorluğu’nun askeri baş müttefiki olan Alman İmparatorluğu’nun  Ermenilerin organize bir şekilde tehcir ve yok edilişine ilişkin Alman diplomatlar ve misyonerler aracılığıyla da gelen açık bilgilere karşın insanlığa karşı bu cürmü durdurmaya çalışmayarak oynadığı yüz kızartıcı rolden ötürü elem içindedir. Almanya Federal Meclisi’nin bu noktadaki anması yeryüzünün en eski Hıristiyan ulusuna karşı saygısının da bir ifadesidir.

Almanya Federal Meclisi 2005 yılındaki kurbanların anılması, aynı zamanda tarihle yüzleşme ve Türklerle Ermenilerin barışına katkı amacını taşıyan kararını (No: 15/5689) güçlendirmektedir.

Bütün partilerin konuşmacıları 24 Nisan 2015’te, yüzüncü yıl anmasında, Almanya Federal Meclisi’ndeki tartışmalar sırasında ve özellikle de bu tartışmadan bir akşam önce Cumhurbaşkanı bizzat, Ermenilere yönelik soykırımı lanetlemiş, kurbanları anmış ve barışma çağrısında bulunmuştur.  Alman İmparatorluğu’nun da bu olaylarda suç ortaklığı vardır.

Federal Meclis, Almanya’nın özel tarihi sorumluluğunu kabul eder.  Türkleri ve Ermenileri geçmişin mezarları üzerinden birlikte barış ve anlayış yolu arayışı konusunda desteklemek de bu sorumluluğun bir parçasıdır. Bu barışma süreci, geçtiğimiz yıllarda tökezlemiştir ve acilen yeniden hareketlendirilmeye ihtiyaç duymaktadır.

Almanya Federal Meclisi, bu vesileyle sadece tasavvur edilemez vahşilikteki cinayetlerin kurbanlarını değil, aynı zamanda Osmanlı İmparatorluğu ve Alman İmparatorluğu içerisinde, yüzyıl önceki güç koşullar ve o dönemin yönetimlerine karşı farklı yollarla Ermeni kadın, çocuk ve erkeklerin kurtarılması için mücadele eden insanları da saygıyla anar.

Bugün Almanya’nın okul, üniversite ve siyaset eğitiminin içerisinde müfredat ve ders kitaplarına 20. yüzyılın etnik çatışmalar tarihiyle yüzleşilmesi çerçevesinde Ermenilerin tehciri ve yok edilişini de dahil etme ve gelecek kuşaklara aktarma görevi bulunmaktadır. Bu noktada özellikle eyaletlere önemli bir rol düşmektedir.

Almanya Parlamentosu katliam ve tehcir kurbanlarının Almanya’nın rolü bağlamında anılmasının ve ülkesindeki Türk ve Ermeni kökenli yurttaşları arasında arabuluculuk yapmasının entegrasyona ve bir arada barış içinde yaşama da katkı sağlayacağı görüşündedir.

Almanya Federal Meclisi, Ermenilere yönelik cürümlerin araştırılması ve Ermenilerle Türklerin barışmasını hedefleyen Türkiye’deki bilim, sivil toplum, sanat ve kültür alanlarındaki bütün girişim ve katkıları memnuniyetle karşılamaktadır.

Almanya Federal Meclisi, kendi hükümetini de Ermenilere yönelik tehcir ve katliamların araştırılması konusuna dikkatini yöneltmeye teşvik eder. Yine Alman Parlamentosu bu sorunun çözümüne  yardım ve destek sağlayacak her türlü girişimi memnuniyetle karşılar.

Almanya’nın kendi tarihi tecrübesi, bir toplum için tarihinin karanlık sayfalarını ele almanın ne derece zor olduğunu göstermiştir. Öte yandan tarihin dürüstçe ele alınması hem toplum içerisinde hem de başkalarıyla barışmanın en önemli temelidir. Bu noktada faillerin suçları ile bugün yaşayanların sorumluluğu arasında ayrım yapmak gerekir. Geçmişin anılması bizi ayrıca nefret ve yıkımın insanları ve halkları tekrar tekrar tehdit etmesi noktasında uyanık olma ve bu durumu önleme konusunda da uyarır.

Almanya Federal Meclisi, Ermenistan ve Türkiye’den temsilcilerin geçmişi hatırlama ve devletler arası ilişkilerin normalleşmesi yönünde 2005’ten bu yana adım atma çabalarını dikkatle gözlemektedir. Ancak iki devlet arasındaki ilişki halen gergindir ve karşılıklı şüphe barındırmaktadır. Almanya, Türkleri ve Ermenileri birbirilerine yakınlaştırmak konusunda desteklemelidir. Tarihin yapıcı bir şekilde ele alınması bugün ve gelecekte anlayışın temeli açısından kaçınılmazdır.

Türkiye Cumhuriyeti ile Ermenistan Cumhuriyeti arasındaki gerilimin azaltılması, ilişkinin normalleştirilmesi aynı zamanda Kafkas bölgesi için de önem arz etmektedir. Almanya bu noktada AB komşuluk politikaları çerçevesinde  Alman-Ermeni-Türk ilişkileri içerisindeki tarihi rolü dolayısıyla kendisinde özel bir sorumluluk görmektedir.

  1. Federal Meclis, hükümeti şu noktalarda göreve çağırmaktadır:

– Almanya Federal Meclisi’ndeki, 100. yıldönümüne denk gelen 24 Nisan 2015’teki tartışmanın ruhuna uygun olarak 1915-1916 döneminde Ermenilerin tercihi ve nerdeyse topyekûn imhası, keza Alman İmparatorluğu’nun rolü konusunda geniş ve kamuya açık bir yüzleşmeye katkı sağlamak.

– Türkiye tarafını, o dönemin tehcir ve katliamları ile açık bir şekilde yüzleşmeye teşvik etmek ve böylelikle Ermeni halkı ile barışmak için gereken zeminin temelini atmak.

– Geçmişin ele alınması aracılığıyla Türkler ve Ermeniler arasında yakınlaşma, barışma ve tarihi suçun affının sağlanması konusunda çalışmaya devam etmek.

– Türklerle Ermeniler arasında görüş alışverişi, yakınlaşma ve tarihin incelenmesine katkı sağlayacak Türkiye’deki ve Ermenistan’daki bilim, sivil toplum ve kültür etkinliklerini desteklemeye ve eldeki tahsisat çerçevesinde maddi katkı sağlamaya devam etmek.

– Barışmanın ve Türk-Ermeni ilişkilerinin fazlasıyla gecikmiş iyileştirilmesi çalışmasının ilk adımı olarak Türkiye ve Ermenistan’ın tarihi olaylarla yüzleşmesini aktif bir şekilde desteklemek; örneğin biliminsanları için burs sağlamak ya da her iki ülkeden tarihin aydınlatılması ve barışma amacıyla çalışan sivil toplum örgütlerine yardımcı olmak.

– Türk ve Ermenistanlı hükümet yetkililerini, iki ülkenin devletler arası ilişkilerine yönelik hali hazırda donmuş durumda bulunan normalleşme sürecini ilerletmeye teşvik etmek.

– Türkiye ve Ermenistan hükümetlerini 2009’da imzalanan ve tarihi bilimsel yöntemle ele alacak bir komisyonun kurulması, diplomatik ilişkilerin yeniden başlaması ve ortak sınırın açılmasını öngören protokolün onayı için ikna etmek.

– Türkiye Cumhuriyeti’nde yakın zamanda başlayan Ermeni mirasının korunması  girişimlerinin devamı ve artması için çaba harcamak.

– Mali imkânlar çerçevesinde Almanya içerisinde 1915/16’da yaşananlarla ilgili yüzleşmeyi konu edinen bilim, sivil toplum, kültür girişim ve projelerini desteklemeye devam etmek.

Berlin,

VolkerKauder, Gerda Hasselfeldt ve Partisi

Thomas Oppermann ve Partisi

KatrinGöring-Eckardt, Dr. Anton Hofreiter ve Partisi

Gerekçe:

Birinci Dünya Savaşı sırasında Osmanlı İmparatorluğu’nda Ermenilerin yok edilişi, binlerce yıllık Ermeni tarihi içerisindeki en büyük ve sonuçları en acı felaketti. Bağımsız kaynaklara göre bir milyonu aşkın Ermeni, tehcir ve kitlesel cinayetlere kurban gitti. Sayısız tarafsız tarihçi, parlamento ve uluslararası kurum Ermenilerin tehcir ve yok edilişini soykırım olarak tanımlamaktadır. Bu tehcir ve katliamların anılması bu nedenle din ve dil dışında bu halkın kimliği açısından merkezi anlam ve önem arz etmektedir.

Almanya Federal Meclisi, bu olayları aynı zamanda Birinci Dünya Savaşı’na ilişkin güncel hatırlama edimi çerçevesinde ele almaktadır. Alman İmparatorluğu, Osmanlı İmparatorluğu’nun temel askeri müttefikiydi. O dönemin Ermenilerin tehciri ve katli konusunda bilgi sahibi olan Alman imparatorluk yönetimi, elindeki bu bilgiye karşın hiçbir şey yapmadı. Federal Almanya Cumhuriyeti, kendisinde geçmişle yüzleşmeyi teşvik etme ve bu konudaki anıları canlı tutma sorumluluğunu hissetmektedir.

Gerçekler aleni olarak ortaya konulmasına karşın, Türkiye bugüne kadar Ermenilere yönelik tehcir, zulüm ve cinayetlerin planlı bir şekilde uygulanmış olduğunu ya da tehcir sırasındaki kitlesel ölümlerin ve yapılan katliamların Osmanlı yönetimini arzusu dahilinde olduğunu  inkâr etmektedir.

Katliamların ve tehcirin boyutuna Türkiye’de toptan şüpheyle yaklaşılmaktadır.   Ancak bu noktada tersine eğilimler de mevcuttur.  2008 yılında her iki ülkenin devlet başkanlarının birlikte bir futbol maçını izlemesi ve böylelikle devam edecek görüşmeler için iradelerini sergilemeleri bir umut vesilesi oldu.  2009’da iki ülkenin Dışişleri bakanları arasında tarihi bilimsel olarak ele almak üzere oluşturulacak bir komisyon kurulmasını da öngören bir protokol imzalandı. Ancak söz konusu protokol bugüne kadar her iki parlamentoda da kabul edilmedi.

İki halkın barışması ancak 100 yıl önceki olayların esaslı bir şekilde aydınlatılması ve gerçeklerin artık daha fazla inkâr edilmemesi halinde mümkün olabilir. Bunun için de Türkiye’deki bilim insanları ve gazetecilerin Ermenilerin tehciri ve öldürülüşü konusundaki araştırmaları özgür ve baskılardan korku duymaksızın yürütülebilmesi elzemdir. Hali hazırda Türkiye’de katliamların araştırılmasını kendisine konu edinmiş pek çok girişim bulunmaktadır. Konu birkaç yıldan bu yana Türk kamuoyunda tartışılmaktadır. Bu gelişmeler, keza yıllardan bu yana Dışişleri tarafından mali olarak desteklenen sınır ötesi sivil toplum projeleri memnuniyetle karşılanmaktadır.

Alman İmparatorluğu da Osmanlı İmparatorluğu’nun askeri baş müttefiki olarak bu sürece derinden dahildi. Alman İmparatorluğu’nun gerek siyasi gerekse askeri yönetimi ta başından beri Ermenilerin tehciri ve katledilişi konusunda bilgi sahibiydi. Protestan din adamı Dr. Johannes Lepsius, 5. Ekim 1915’te Almanya Parlamentosu’nda Temmuz/Ağustos 1915’te İstanbul’da yaptığı araştırmaların sonuçlarını sunduğunda,  konu o dönemin Alman yönetimi tarafından tamamen sansürlendi. Aynı şekilde Lepsius’un  doğrudan milletvekillerine yolladığı ‘Türkiye’de Ermeni Halkının Durumuna İlişkin Raporu’ da  1916’da Alman askeri sansür kurulu  tarafından  yasaklanarak rapora el kondu ve milletvekillerine ancak 1919’da Birinci Dünya Savaşı’nın sonunda teslim edildi. Aralarında Philipp Scheidemann, Karl Liebknecht, Matthias Erzberger gibi siyasetçilerin ve  Adolf von Harnack und Lorenz Werthmann gibi Protestan ile Katolik Kiliseleri’nden önemli isimlerin de bulunduğu pek çok Alman bilim insanı, siyasetçi ve dini temsilcinin acil dilekçelerine karşın Alman yönetimi, müttefiki Osmanlı İmparatorluğu üzerinde etkili bir baskı kurma işini sürüncemede bıraktı.

Osmanlı İmparatorluğu’nda görev yapmış Alman büyükelçi ve konsolosların raporlarına dayanan Alman Dışişleri’ndeki evraklar da katliamların ve tehcirin planlı uygulanışını belgelemektedir. Bu belgeler o zaman meydana gelen olayların en önemli resmi kaydı niteliğindedir.  Alman Dışişleri, yıllar önce bu belgeleri kamuya açmıştır.  1998’de Ermenistan’a söz konusu arşivin tamamı mikroçip olarak takdim edilmiştir. Aynı şekilde Türkiye’ye de bir kopya almıştır.