723459

“Eşin Açık Rızası Bulunmadıkça Aile Konutu Devredilemez,İpotek Tesis Edilemez”

     Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E. 2015/7908 K. 2015/21532 18.11.2015 Tarihli Kararı

  • İPOTEK İŞLEMİNE DİĞER EŞİN AÇIK RIZASI ( 4721 S.K. 194. Maddesi gereğince eşlerin aile konutu ile ilgili bazı hukuksal işlemlerinin diğer eşin rızasına bağlı olduğu kuralı gereği eşlerin hukuki işlem özgürlüğünün “Aile Birliğinin Korunması” amacıyla sınırlandırıldığı/eşlerden biri diğer eşin”Açık Rızası Bulunmadıkça” Aile Konutu İle İlgili Kira Sözleşmesini Feshedemeyeceği Aile Konutunu Devredemeyeceği ve Aile Konutu Üzerindeki Hakları Sınırlayamayacağı ) 4721/m.193,194/1

ÖZET : Dava, aile konutu üzerindeki ipoteğin kaldırılması ve taşınmazın tapu kaydına aile konutu şerhi konulması istemlerine ilişkindir. Eşlerden biri diğer eşin “açık rızası bulunmadıkça” aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez ve aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz. Her ne kadar ipotek doğrudan doğruya aile konutundan faydalanma ve oturma hakkını engellemiyorsa da, hak sahibi eşin  kötüniyetli ve muvazaalı işlemleri ile aile konutunun elden çıkarılma tehlikesi nedeniyle ipotek işlemine diğer eşin “açık rızası” şarttır. Somut olayda, davalı eş dava konusu aile konutu üzerinde diğer davalı banka lehine ipotek tesis etmiş, davalı banka, bu işlem sırasında davacı kadının verdiği iddia edilen muvafakatnamedeki imzanın kadına ait olduğunu kesin olarak ispat edememiştir.Eşin “açık rızası” alınmadan yapılan işlemin “geçerli olduğunu” kabul etmek imkansızdır. Eş söyleyişle eşin “açık rızası alınmadan” yapılan işlemin “geçersiz olduğunu” kabul etmek zorunludur. Mahkemece aile konutu şerhi ve ipoteğin kaldırılması davalarının kabulüne karar verilmesi gerekirken, ret hükmü kurulması usul ve yasaya aykırıdır.

Sınırlandırma aile konutu şerhi konulduğu için değil, zaten var olduğu için getirilmiştir. Bu sebeple tapuya aile konutu şerhi verilmese bile o konut aile konutu özelliğini taşır. Zira dava konusu taşınmaz şerh konulmasa dahi aile konutudur. Eş söyleyişle şerh konulduğu için aile konutu olmamakta aksine aile konutu olduğu için şerh konulabilmektedir. Bu nedenle aile konutu şerhi konulduğunda, konulan şerh “kurucu” değil “açıklayıcı“ şerh özelliğini taşımaktadır.

Anılan madde hükmü ile getirilen sınırlandırma, “emredici” niteliktedir. Dolayısıyla bu haktan önceden feragat edilemeyeceği gibi eşlerin anlaşmasıyla da ortadan kaldırılamaz ve açık rıza ancak “belirli olan” bir işlem için verilebilir.

4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 194. maddesi yetkili eşin izni için bir geçerlilik şekli öngörmemiştir. Bu nedenle söz konusu izin bir şekle tabi olmadan, sözlü olarak dahi verilebilir. Ancak maddenin ifadesinden de anlaşılacağı üzere, iznin “açık” olması gerekir ( Mustafa Alper GÜMÜŞ, Türk Medeni Kanununun Getirdiği Yeni Şerhler; Vedat Kitapçılık, İstanbul 2007, Birinci Basıdan İkinci Tıpkı Bası, s. 41-42 ).

723459

“Duruşma gününün Uyaptan öğrenilmesine şeklinde ara karar verilememesi”

Yargıtay 13.Hukuk Dairesi 2015/29590 E.,2015/29486 K.,02/10/2015 Tarihli Kararı  :

 DAVACI VEKİLİNİN DURUŞMA GÜNÜNÜ UYAPTAN ÖĞRENMESİNE ŞEKLİNDE ARA KARAR VERİLEMEMESİ ( Mazereti Kabul Edilen Davacı Vekiline Duruşma Gününün Tebliğ Edilmediği/Bir Sonraki Duruşmaya Davacı Vekilinin Katılmadığı ve Dosyanın İşlemden Kaldırıldığı – 3 Aylık Süre Zarfında Yenileme Olmadığından Davanın Açılmamış Sayılmasına Karar Verildiği/Tebligat Yapılarak ya da UYAP Üzerinden Duruşma Gününün Bildirilmesi Gerektiği )

 VEKİLİN MAZERETİ KABUL EDİLDİĞİ HALDE DURUŞMA GÜNÜNÜN TARAFINA TEBLİĞ EDİLMEMESİ ( “Davacı Vekilinin Duruşma Gününü UYAP’tan Öğrenmesine” Şeklindeki Ara Kararın Yasal Olmadığı – Gider Avansından Tebligat Masrafı Alınarak Davacı Vekiline Usulüne Uygun Tebligat Yapılarak ya da UYAP Üzerinden Duruşma Günü Bildirilerek Davaya Katılımına Olanak Sağlanıp Hüküm Kurulacağı )

ÖZET : Davacı vekilinin sunduğu dilekçe ile duruşmaya katılamayacağına dair mazeret sunduğu ve duruşma gününün de tarafına tebliğini istediği, mazeretin kabulüne ve davacı vekilinin duruşma gününü UYAP’tan öğrenmesine karar verildiği, bir sonraki duruşmaya davacı vekilinin katılmadığı ve davalının da davayı takip etmediğini bildirmesi üzerine dava yenileninceye kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmiş, 3 aylık süre zarfında yenileme olmadığından davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.

“Davacı vekilinin duruşma gününü UYAP’tan öğrenmesine” şeklindeki ara karar yasal olmayıp, gider avansından tebligat masrafı alınarak davacı vekiline usulüne uygun tebligat yapılarak ya da UYAP üzerinden davacı vekiline duruşma günü bildirilerek davaya katılımına olanak sağlanıp hüküm kurulması gerekir.

Dosyanın incelenmesinde, davacı vekilinin mahkemeye sunduğu 16.05.2013 tarihli dilekçe ile 23.05.2013 günü yapılacak duruşmaya Antalya’da düzenlenecek seminer nedeniyle katılamayacağına dair mazeret sunduğu ve duruşma gününün de tarafına tebliğini istediği, mahkemece mazeretin kabulüne ve davacı vekilinin duruşma gününü UYAP’tan öğrenmesine karar verilerek duruşmanın 03.07.2013 tarihine bırakıldığı, bu tarihteki duruşmaya davacı vekilinin katılmadığı ve davalının da davayı takip etmediğini bildirmesi üzerine HMK 150. Maddesi uyarınca dava yenileninceye kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verildiği, 3 aylık süre zarfında yenileme olmadığından mahkemece 30.10.2013 tarihinde davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.

“Davacı vekilinin duruşma gününü UYAP’tan öğrenmesine” şeklindeki ara karar yasal olmayıp, gider avansından tebligat masrafı alınarak davacı vekiline usulüne uygun tebligat yapılarak ya da UYAP üzerinden davacı vekiline duruşma günü bildirilerek davaya katılımına olanak sağlanıp sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün davacı yararına BOZULMASINA, HUMK’nun 440/III-2 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 12.10.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.

 

723459

Konut Kredisi Sözleşmesinin Kefilleri Hakkında İcra Takibi

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2013/13-1114 E.,2013/1041 K., 10.7.2013 Tarihli Kararı :

• Konut Kredisi Sözleşmesinin Kefilleri Hakkında Takip ( Davacı Bankanın Hem Kredi Sözleşmesine Hem İpotek Senedine Dayanarak Asıl Borçlu ve Müteselsil Kefiller Hakkında Takip Başlattığı – Kefiller Hakkında Her İki Takip Yolu da Seçilebileceği/Kefile Taşınmazın İpotekle Devredildiği )

• Kefil Hakkında Hem ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip hem de ilamsız takip başlatılması ( Davacı Bankanın Hem kredi Sözleşmesine Hem İpotek Senedine Dayanarak Başlattığı – Kefiller Hakkında Her İki Takip Yolu da Seçilebileceği )

• İPOTEĞİN PARAYA ÇEVRİLMESİ YOLU İLE TAKİP ( İpotek Sadece Borçlu Lehine yada Kredi Sözleşmesindeki Borç İçin Verilmişse Kefilin Kendi Kefaletini Karşılamayan Arta Kalan Borç Miktarı İçin Tüm Alacak İçin Tahsilde Tekerrür Olmamak Kaydıyla Genel Haciz Yoluyla Takip Yapabileceği )

Özet     : Müşterek borçlu-müteselsil kefil, ipoteği kendi kefaletini de karşılayacak şekilde borca yetecek miktarda vermişse, alacaklı sadece İ.İ.K.’nun 45.maddesi göre, rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapabilir. Aksine olarak ipotek, sadece borçlu lehine yada kredi sözleşmesindeki borç için verilmişse kefilin kendi kefaletini karşılamayan arta kalan borç miktarı için alacaklı İ.İ.K.’nun 45.maddesine başvurma zorunluluğu olmadan, tüm alacak için tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile genel haciz yoluyla takip yapabilir. Davalının ipotek resmi senedi ile sadece asıl borçlunun sorumluluğu için gayrimenkul ipoteği verdiği, daha sonra ipotekli taşınmazın müteselsil kefillerden asıl davanın davalısına ipotekle yükümlü olarak devir edildiği, asıl davanın davacısı bankanın ise hem kredi sözleşmesine, hem de ipotek senedine dayanarak, asıl borçlu ve müteselsil kefiller hakkında, icra takibi başlattığı uyuşmazlık konusu değildir. Davacı bankanın kefil olan davalılar hakkında her iki takip yolunu da seçmiş olmasında bir usulsüzlük bulunmamaktadır.

radar

“Uyarı Levhası Bulunmadan Radarla Hız Kontrolünde Ceza Verilemez”

YARGITAY 7. CEZA DAİRESİ E. 2014/2954 K. 2014/14281 T. 8.7.2014

  • UYARI LEVHASI BULUNMADAN YAPILAN RADARLA HIZ KONTROLÜ (Radarla Hız Denetimi Yapılacak Yerlerde Sürücülerin Trafik İşaret Levhalarıyla Bilgilendirilmesinin Zorunlu Olduğu – Bilgilendirme Yapmadan Kural İhlali Yapmasını Beklemek Trafik Kurallarının Konuluş Amacına Uygun Olmadığı/Verilen İdari Yaptırımın Hukuka Aykırı Olacağı)
  • RADARLA HIZ DENETİMİ YAPILACAK YERLER (İlgili Yönerge Hükmü Uyarınca Karayolunun Hangi Kesiminde ve Hangi Sürelerde Yapılacağı Konularında Sürücülerin Her Şeyden Önce Trafik İşaret Levhalarıyla Bilgilendirilmesinin Zorunlu Olduğu – Bu Bilgilendirme Yapılmadan Verilen İdari Yaptırımın Hukuk Devleti İlkesiyle Bağdaşmadığı)
  • RADAR İÇİN UYARI İŞARETİ KONULMAMASI/CEZA KESİLEMEYECEĞİ (Yol Kullanıcılarına Ceza Vermek Amacıyla Bilgilendirme Yapmadan Kural İhlali Yapmasını Beklemenin Çağdaş Hukuk Devleti İlkeleri İle Bağdaşmayacağı )

ÖZET      : Uyuşmazlık 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nda ne de Karayolları Trafik Yönetmeliğinde radarla hız denetimi yapılacak yerlerde, bu denetimin yapıldığına dair ikaz levhası ve işaretleme bulundurulması konusunda herhangi bir hüküm yer almadığı halde radar işaretinin bulunmadığı ve gerekli yasal uyarıların usulüne uygun yapılmadığı” gerekçesiyle “idari yaptırım kararının kaldırılması” yönündeki Mahkeme hükmünün kanuna aykırı olduğuna ilişkindir.

Öncelikle kişilerin can ve mal güvenliğini sağlamak amacıyla yapılması gereken trafik denetimlerini, yol kullanıcılarına ceza vermek amacıyla bilgilendirme yapmadan kural ihlali yapmasını beklemek, trafik kurallarının konuluş amacına uygun olmadığı gibi araç sürücülerine tuzak kurulması anlamına gelecektir ki bu durum, çağdaş hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmaz ve kabul edilemez. Dolayısı ile Yargıtay C. Başsavcılığının kanun yararına bozma talebinin reddine karar verilmelidir.

kadinlar_bekarlik_soyadlarini_kullanabiliyor-0

Kadının Soyadını Tek Başına Kullanması

YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ E. 2014/20471,K. 2015/8704 T. 28.4.2015

  • EVLİ KADININ BEKARLIK SOYADINI KULLANABİLMESİ ( Davacının Mesleki ve Sosyal Yaşam Ortamı Bakımından Tanınabilirliği Sebebiyle Evlendikten Sonra da Önceki Soyadını Kullanmakta Hukuki Yararı Olduğu – Ayrıca Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Tanıdığı Uluslararası Sözleşmeler İle de Davacının Evlendikten Sonra Önceki Soyadını Kullanma Hakkının Korunduğu/ Evli Davacının Bekarlık Soyadını Kullanabileceği )

Continue reading “Kadının Soyadını Tek Başına Kullanması”

headline

Meşru Müdafa Sınırının Aşılması

YARGITAY CEZA GENEL KURULU E. 2012/1-1286,K. 2013/264,T. 28.5.2013

• MEŞRU MÜDAFAA ( Mağdurun Sanığı Yere Yatırıp Yumrukladığı/Mağdurun Kardeşinin Sanığı Tuttuğu – Sanığın Mağduru Çakısı İle Hayati Bölgelerinden Yaraladığı/Yasal Savunmanın Mazur Görülebilecek Korku Heyecan ve Telaş Nedeniyle Aşıldığının Kabulü Gereği )

Continue reading “Meşru Müdafa Sınırının Aşılması”